top of page

Sinead O' Brien

Sürekli değişen ve gezgin yaratıcılığı, dünyaya tepki koyan alaycı, hırslı ve formsuz güzelliği, “Müzik ile nasıl çılgınca dans edilir?”i gösteren bir yapıtaşı.



janra: art punk, chamber psych, modern post-punk


görünüş olarak akla nick cave'in kadın versiyonunu çağrıştıran, çok ilginç bir tarzı bulunan bir kadın. yani, müzik açısından. müzik nadiren böyle keskin kenarlar verir.


sinead o'brien'a benzer minvalde olan erkek sanatçılardan biri de sanıyorum ki oyuncu ve aynı zamanda müzisyen olan caleb landry jones'tur. “jadu heart” demek istemiyorum, çünkü jadu heart size bas bas, “ben fuhuşların döndüğü uçuk kaçık bir uzay-üssüyüm” diye bağırmaz. jadu heart'ın dehlizlerinde daha çok yavaş yavaş geleceğini hissettiğiniz canavarlar vardır, onları görürsünüz. ama bunlar, bu kafalar... parçalarının daha ilk 10-15 saniyesinde bir terslik olduğunu anlarsınız. bildiğiniz kalıplara uymaz.

“sizin hesaplı-kitaplı, dar kafalı müzik anlayışınızın içine etmeye ve çağdaş müziklerinizin içinden geçmeye geldik” diye bağırırlar. gerçi bağırmazlar hiçbir zaman, sessiz, gözlemci ve uysal tipleri ile contayı kafadan yaktıklarını anlamak size kalmıştır.


hiçbir zaman jadu heart'ın, müziği matematikleştirme safhasında bir tersine mühendislik yaptığını hissetmezsiniz. ileride bir tuhaflığın yavaş yavaş geleceğini hissedersiniz hep, uyuşturucu kollarınızdan yavaş yavaş yukarı tırmanır. bu kadın ve caleb landry jones gibi olanlar, müziği tersten ve birden okuturlar size. yeni –fakat simsiyah– bir sayfa açmak gibidir. ne okuyacağınızı bilemezsiniz.


var olan tüm sıra dışı bilgileri, çağrıları ve dinamikleri bir tarafa bırakıp, bunların ortaya sundukları kırılmış ve yeni yaratılmış ‘fraktallara’ bakmanız gerekir. çizgi filmlerdekine benzer fır fır dönen ve büyülenmekte olan gözleriniz, sizi garip ve hipnotize edici bir yolculuğun merkezine doğru çeker. notaların eriyişi, sınırları yırtılan anlamlar, çözülen melodiler, vokallerin formu hepsi birden değişir ve size bambaşka bir evrenin var olabileceğini gösterir tüm bunlar. müziği hiçbir şeye benzemez ve gerçek anlamda armonileri başka bir dünyadan getirirmiş gibi çalarlar. sinead o'brien, kendisini “henüz hiçbir şey görmediniz” diyerek açıklıyor. sürreal, kendi atmosferinde, sürekli değişen ve gezgin yaratıcılığı, dünyaya tepki koyan alaycı, hırslı, dönüşen ve formsuz güzelliği, “müzik ile nasıl çılgınca dans edilir”i gösteren bir yapıtaşı. yahut kendi ifadeleriyle, müzikal bir kehânet.


sinead o'brien aynı zamanda, rolling stone, diy, dazed, loud & quiet, nme, paste, stereogum, the fader, the guardian, the quietus, another magazine gibi pek çok müzik dergisinden uluslararası beğeni toplayan bir isim. “uçuk kaçık” bir şey söz konusu olduğunda, bu denli genel bir beğeniyi yakalamak gerçekten zor.


herkese göre değil ama garip kafalar çok sever böyle kişileri. daha çok müzik ezelinde binlerce grup dinlemiş ve “farklı bir şey” arayan moda ulaşmış kişilere hitap ederler daha çok. günümüzün pink floyd’ları ve avangart’ları bu tip kafalardır. çizgisiz ama bir o kadar güzeldirler.


"kid stuff" parçası, hiçbir zaman hamlelerini kestiremediğiniz bir oyuncuyla satranç oynamak gibidir örneğin. değişmez çizgiler ve değişmez bir damalı zemin olmasına rağmen, hangi sözlerin ve müziklerin geleceğini bilemezsiniz. gariptir, çünkü düşündüğünüz kalıplara uymaz: var olmayan bir şeyi sunmada çok kabiliyetlidir. tüm ezberleri bozup yerle bir etmede üstüne yoktur. çok geçmeden kirli ve hasta kafalardan biri olduğunu anlamanız, kid stuff'ın 2:52'de giren riff'leriyle onaylanır. normal bir şey dinlemediğinizi “anlarsınız”.


aynı şekilde most modern painting'de, başlı başına, çocuklar için yapılmış bir top havuzuna atlamanın o farklı ve iç gıdıklayıcı havasını, o benzersiz duyguyu daha en başından hissedersiniz. ve bunun gibi olan, daha pek çok parçasında..

benzer sanatçılar: caleb landry jones.

bottom of page